Yasal Uyarı

Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bilgi ve referanslar hiçbir surette doktor tavsiyesi yerine geçmez. Tüm sağlık problemlerinde mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Doktora başvurmadan kesinlikle ilaç veya başka tedavi yöntemleri kullanılmamalıdır.

Kaynak gösterilerek paylaşılan ve verilen bağlantılar (link'ler) ile ulaşılan bilgilerden kaynak sahibi sorumludur.
Sitede yer alan bilgilerin Multipl Skleroz ve diğer hastalıklar konusunda genel kabul gören tıp literatürüne uygun olduğuna dair bir iddiam yok. Bir MS hastası olarak denediğim, kısmen fayda gördüğümü düşündüğüm yardımcı tedavilerle ilgili bilgi paylaşıyorum. Dolayısıyla, her hasta benim gibi kendi sağlığı için yaptığı seçim ve uygulamalardan sorumludur.


1 Mayıs 2012 Salı

Dr. Terry Wahls'ın Hikayesi


MS'te geri dönüş mümkün mü? Kaybettiklerimizi geri alabilir miyiz? Hastalığı durdurup geri adım atmasını nasıl sağlarız?

Beslenmesini değiştirerek bunu başaranlar var. İlk ünlü örnek 1950'lerde MS'le mücadeleye başlayan İngiliz tiyatro yazarı Roger McDougall. Ondan başka bir gün bahsedeceğim.
http://www.direct-ms.org/rogermcdougall.html

Bugünlerde beni heyecanlandıran hikaye bir arkadaşım sayesinde haberdar olduğum Dr. Terry Wahls'ın hikayesi. MS hastaları için ilham ve ümit verici biri...
Dr.Terry Wahls'ın hikayesi özetle şöyle : MS teşhisinden sonra modern tıbbın sunduğu imkanlarla en iyi tedaviyi aldığını söylüyor. Buna rağmen çok geçmeden hastalık progresif aşamaya (SPMS) geçmiş ve Dr.Wahls tekerlekli sandalye kullanmaya, normal oturamamaya başlamış. Bunun üzerine araştırmalara başlamış.

Dr. Wahls'ın hikayesini kendisinden dinlemek için :
http://www.thewahlsfoundation.com/dr-wahls-gives-tedx-talk-on-overcoming-multiple-sclerosis/

bu linkte videonun hemen altında konuşmanın ingilizce metni de var.
Araştırmaları onu MS'te mitokondrinin önemini farkedip, beyin ve mitokondri için beslenmeye yöneltmiş. Mitokondri (çoğul, tekili "mitokondrion") hücrede enerji üretimini gerçekleştiren, toksinlerin atılması dahil birçok görev üstlenen organeller.

Dr.Wahls sinir sistemini ve mitokondri temelinde hücrelerini güçlendirmek için çeşitli besin takviyeleri alması gerektiğini anlamış. Hapların sentetik içeriğindense beslenmesini düzenleyerek tercihen doğal kaynaklardan daha bol balıkyağı, koenzim Q10, sülfür, kreatin, iyot, çeşitli B vitaminleri ve antioksidanlar almanın etkili olacağına karar vermiş. Tarım ve hayvancılık öncesinde yaşamış paleolitik (avcı - toplayıcı) insanın beslenmesini örnek almış. Et (serbest otlayarak beslenmiş hayvanlardan), balık, bitki kök ve yaprakları, meyveler, yemişler ve iyot için deniz yosunu... Besinler, özellikle sebzeler doğal olunca henüz keşfedilmemiş, adı konmamış mikrobesinleri de almış olacağını düşünmüş.

http://www.paleodiet.com/      (ayrıca "7'den 70'e Taş Devri Diyeti" - Prof.Dr. Ahmet Aydın)

Günde üç yemek tabağını (veya dokuz kase) dolduracak miktarda sebze, meyve yemeyi salık veriyor Dr. Wahls. Üç tabak şunlarla dolduruluyor : biri her tür yeşillik (çiğ ıspanak, karalahana, semizotu vs.), ikincisi özellikle sülfür içeren sebzeler (sarımsak, soğan, pırasa, brokoli, lahana ailesinden sebzeler) ve üçüncüsü de çeşitli renklerde sebze ve meyveler (pancar, elma, havuç, böğürtlen vs.). Bu arada mısır ve patatesi listesine almıyor, bol nişasta içerdikleri için zararlı buluyor. Tabak lafın gelişi... İsterseniz belirtilen miktarda sebze ve meyvelerden güçlü bir blender (mesela Vitamix) ile smoothie ve çorbalar da yapılabilir. Gluten içeren tahıllar (buğday, arpa, yulaf vs.), rafine gıdalar ve süt ürünlerinden uzak durmak Wahls diyetinin önemli bir parçası. D vitamini ve balıkyağının önemli olduğunu o da söylüyor. Bu şekilde beslenmenin alıştığımız şekilde beslenmekten daha pahalıya malolacağı aşikar. Aynı meblağı sağlık harcamalarına vermektense doğru yiyeceklere vererek sağlığımızı korumak ya da geri kazanmak mümkünse hangisini seçeceğimiz de öyle.
Dr. Wahls'ın beslenmesini değiştirerek tekerlekli sandalyeden kurtulmuş ve bisikletini sürebilir hale gelmiş olması çok ümit verici. Diyetinin detaylarını anlattığı, tarifler de içeren bir kitabı var : "Minding my Mitochondria". Gelirinin yarısı konuyla ilgili araştırmalara gidiyor. Amazon'dan edinebilirsiniz. Dr. Terry Wahls'ı facebook'ta da izlemek mümkün.

not  8 temmuz 2014 :   Terry Wahls'ın son kitabı "The Wahls Protocol" Amazon'da. Henüz okuyamadım; ama beslenme şeklini değiştirmek dışında hindistancevizi yağı kullanmak, egzersiz gibi yöntemleri de sadece MS hastalarına değil, kronik hastalıklardan muzdarip herkese tavsiye etmiş.

Sonuç olarak beslenme ve MS arasında bir bağlantı bilimsel olarak kurulmamıştır. Beslenmeyi değiştirerek MS'in ilerlemesinde bir değişiklik yaratılabileceği de kanıtlanmamıştır. Dr. Wahls'ın diyeti alışıldık beslenme tarzından epey farklı, birçoğumuza uygulamada zor gelebilecek bir diyet. Yine de bu hikayeyi sizinle paylaşmak istedim.

5 Nisan 2012 Perşembe

Prof. Dr. Ahmet Aydın - www.beslenmebulteni.com

Merhaba,

Prof.Dr. Ahmet Aydın MS'le mücadele için beslenme tarzınızı değiştirmeyi, zararlı temizlik maddelerinden kurtulmayı, HBOT'u (hiperbarik oksijen terapisi, bkz. 9/7/2011 tarihli yazı) öneriyor. Sitesindeki tüm yazılar ufuk açıcı ve dönüştürücü.

Bu yazıyı dikkatle okuyun, sonra önerilenleri uygulayın.
http://www.beslenmebulteni.com/beslenme/?p=743

Sonra... fark görmeye başlayın ve öğrendiklerinizi bağışıklık sistemi hastalığı, diyabet, kanser, otizm, hiperaktivite, parkinson vb. dertlerden mustarip tüm tanıdıklarınıza, sağlık problemi yaşayan yaşamayan tüm sevdiklerinize anlatın.

Ha, bir de şevkinizi kırmaya çalışan kimseleri takmayın.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dün (4 nisan) Otizm Farkındalık günüymüş. Şu sayfa da okunmalı o zaman :

http://beslenmebulteni.com/beslenme/?p=779

28 Mart 2012 Çarşamba

Dr. Sclafani

CCSVI teşhis ve tedavisini yapacak doktorlarda , merkezlerde aranması gereken bazı özellikleri nihayet anladım :

- Bilgi : hem teşhisi yapacak uzman, hem de işlemi uygulayacak doktor toplardamar fizyolojisini, kronik serebrospinal venöz yetmezlikte müdahale edilecek damarların nasıl etkilendiğini çok iyi bilmeli.

Teşhis için yapılan Doppler ultrasonografi Zamboni protokolüne uygun yapılırsa çok iyi olur.
 
- Tecrübe : MS hastalarında CCSVI için balon anjiyoplasti uygulanması yeni bir alan. İşlemi yapacak doktorun ve ekibinin tecrübesi önemli.

.- Teknoloji ve tıbbi imkanlar : Teşhis ve işlem sırasında yararlanılan teknoloji, uzmanların bu teknolojiyi kullanmadaki yetkinliği tabii çok önemli. İşlem sonrası kasığınıza yapılacak bandajın uygulanma şekli bile fark yaratıyor.


İşlem sırasında müdahale edilecek damarların görüntülenmesi gerekiyor. IVUS (intravasküler ultrasonografi) işlemi çok risksiz bir hale getiriyor. Israrla sorunuz, isteyiniz :)  Türkiye'de kalp cerrahisinde kullanılıyormuş. Biz de önemliyiz!


Mart 2012'de üçüncü kez CCSVI anjiyoplasti geçirdim. Teşhis için yapılan Doppler ultrasonografi ve Dr. Sclafani tarafından yapılan muayenenin üç saat sürdüğünü söylesem... Doppler incelemesi Zamboni protokolüne göre, yatay ve oturur pozisyondayken yapıldı. Boyun toplardamarlarındaki akış, reflü ve şüpheli kapakçıklar gözlendi.

Muayene MS semptomlarım konusunda kapsamlı soru-cevap ve fiziksel muayeneden oluşuyordu.

Gelelim işleme : MS hastalarında hastalık semptomlarına etkisi olduğu düşünülen daralmalar, ağırlıklı olarak boyunda yeralan, beyinden gelen kirli kanı taşıyan sağ ve sol juguler toplardamarlar ve göğüste bulunan, omurilikten gelen kirli kanı taşıyan azygos toplardamarlarında görülüyor. Bu patolojiye CCSVI (kronik serebrospinal venöz yetmezlik) adı veriliyor. CCSVI anjiyoplasti ise bu daralmaların uygun çapta balonlarla genişletilmesidir. İşlemde sadece vücuda kateterin girdiği sağ ya da sol kasığa lokal anestezi uygulanır. İşlem sırasında hasta kendinde olmalıdır çünkü gerektiğinde soluk alıp verme ve tutma konusunda doktorun direktiflerini uygulaması gerekir. Damarlarda acı hissetmemize neden olacak sensörler bulunmuyor. Hissedilebilecek acı damarlar içine sokulan ekipmanın diğer dokular üzerinde yarattığı baskıdan kaynaklanıyor. Dr. Sclafani ağrı hissettiğim bölgelere içeriden ağrı kesici uygulayarak işlemi minimum ağrıyla bitirmemi sağladı.

Damarlar genişletilirken kullanılan balonların genişliği çok önemli. Her hastanın damar yapısı farklı. İşlem sırasında kana verilen kontrast boya maddesi ve dışarıdan görüntüleme ekipmanları (X-ray cihazı) sayesinde incelenen bölgedeki damar genişliği ölçülüp, genişletilmek istenen bölgeye uygun balon genişliği tespit edilmeye çalışılıyor. Damar kesiti yusyuvarlak olmayabilir. Görüntüleme dar bir kesit gösteriyorsa yapılan ölçüme göre etkili olmayacak küçük çaplı bir balon seçilebilir. Görünen kesit genişse seçilen balon damara göre büyük olabilir ve şişirildiğinde damarı yırtabilir. IVUS (intravasküler ultrasonografi) bu alanda soruya mahal bırakmayan bir teknoloji. IVUS ile içeriden damar kesitinin alanı tespit ediliyor ve en uygun çapta balon böylece seçiliyor.

Özetle CCSVI anjiyoplasti geçirmek istiyorsanız bu işlemi uygulayacak doktorun yetkinliğini, tecrübesini (kaç MS hastasında CCSVI yönünde teşhis ve tedavi gerçekleştirdiğini) ve kullandığı teknolojiyi sorgulamanızı salık veririm. Bulgaristan, Polonya ve Mısır'daki seçenekler hakkında bilgim yok; fakat fırsat bulursanız Dr. Sclafani ve ekibini rahatlıkla tavsiye ederim. Bilgi, tecrübe, teknoloji, empati, şefkat... ve kiralanan tekerlekli sandalye (ihtiyaç duymasanız da kendinizi zorlamamak için)  yardımıyla New York turu..

Dr.Sclafani American Access Care isimli sağlık kuruluşunun Brooklyn şubesinde CCSVI prosedürlerinden sorumludur.

29 Kasım 2011 Salı

Temizlik : Arap sabununa dönüş

Hastalığımızın ilerlemesi, kötü bir sürprizle ortaya çıkması zaman aldı. Yanlış beslenme, solunum ve cilt yoluyla maruz kaldığımız zararlı maddeler içinde bulunduğumuz durumun oluşmasında rol oynadı.

Beslenmemizi değiştirerek, temizlik yapıyoruz diye evimizi, çamaşırlarımızı zararlı kimyasallarla dezenfekte (!) etmekten kaçınarak maalesef bu süreci birden tersine döndüremeyiz. Bu konular üzerinde durmamın sebebi daha çok çocuklarımız. Onları bizim etkilendiğimiz bazı çevresel faktörlerden elimizden geldiği kadar uzak tutmaya çalışabiliriz. Kendimiz için, bundan sonra uğrayacağımız zararı azaltmayı, diğer majör hastalıklardan korunmayı umabiliriz.

Buğday derneğinin sayfasında, temizlik maddeleriyle kendimizi zehirlemememiz için güzel önerilerde bulunmuşlar. Temizlik kokusu sandığımız şeyi içimize çektiğimizde birçok zararlı kimyasalı da solumuş oluyoruz.

http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=115

16 Kasım 2011 Çarşamba

Organik Pazarları Es Geçmeyin


 
Ankara'nın ikinci organik pazarının Ümitköy'de açılması vesilesiyle yazıyorum.

MS'in sebebi bilinmiyor. Genetik yatkınlık, virüsler, damar yetmezliği, aşılar, çevresel faktörlerle ilgili teoriler sıralanıyor. MS'e sebep olan, atakları tetikleyen faktörler hastadan hastaya değişiyor olabilir. Gözardı edemeyeceğimiz bir gerçek hastalığın tarihinin sanayileşmeyle, modern yaşama geçişle başlaması. Hastalığın ülkelere göre dağılımı, hastalığın az görüldüğü ülkelerden hastalığın sık görüldüğü ülkelere göç eden farklı etnisiteden insanlarda MS görülme sıklığının göç edilen ülkede MS görülme sıklığına yaklaşması çevresel faktörlerin ağırlığını vurguluyor. Yani güneşten yararlanma (vücudun D vitamini sentezlemesi buna bağlı) süresiyle beraber çevresel kirlilik, beslenme biçimi...

Yediğimiz sebze-meyveler hormonlar, tarım ilaçları, kirlenen su kaynakları sebebiyle sağlığımıza tehdit oluşturuyor. Pazar alışverişimizi mümkünse organik pazarlardan yaparak bu tehdidi bir nebze savuşturabiliriz. Organik pazarlarda satılan ürünler hiçbir aşamada kimyasal müdahaleye maruz kalmıyor, denetleniyor ve sertifikalandırılıyor.

Ankara 'daki organik pazarlar
(pazar günleri)
Ayrancı : Aşağı Ayrancı'da, eski sosyete pazarının yerinde
Ümitköy : Ahmet Taner Kışlalı Mah. 2894-2898 Sokak arası Çayyolu

İstanbul'daki organik pazarlar
Kadıköy Belediyesi Organik Halk Pazarı : Çarşamba - Selamiçeşme Özgürlük Parkı
Maltepe Belediyesi Organik Halk Pazarı : Pazar - Altayçeşme Belediye Hizmet Alanı
Zeytinburnu Organik Halk Pazarı : Cumartesi - Topkapı'da Merkezefendi Camii yanı
Şişli %100 Ekolojik Pazar : Cumartesi - Şişli Feriköy
Bakırköy %100 Ekolojik Pazar : Cuma - Airport Outlet Center Otoparkı
Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazar : Cumartesi - Beylikdüzü
Kartal %100 Ekolojik Pazar : Pazar - Kartal tren istasyonu yakını
İzmir
Cuma - Bostanlı pazaryeri

Samsun'da, Konya - Meram'da, Antalya'da organik pazarlar olduğunu okudum. Organik pazar sayısı artıyor, bulunduğunuz ilde var mı araştırın. Bazı büyük marketlerde de organik ürün standları oluyor. Ayrıca ekolojik ürünler satan dükkanlar da çoğalıyor. Bu dükkanlar bazı günler sebze, meyve, hatta organik tavuk eti bile getiriyorlar.
Mümkün olduğunca sertifikalı ekolojik gıdaları tüketelim.

Ayrıntılı bilgi için:

8 Ekim 2011 Cumartesi

Pycnogenol

Pycnogenol bir süper antioksidan. Güney Fransa'da yetişen bir çam ağacı türünün kabuğundan elde ediliyor.

Birçok enflamatuar ve nörodejeneratif hastalıkta serbest radikallerin (reaktif oksijen moleküllerinin) rolü giderek daha cok vurgulanıyor. Pycnogenol, muhtemelen oksidatif stresi azaltarak (vücuttaki antioksidan-serbest radikal dengesini kurmaya yardım ederek) ve damar yapısına faydalı, damar genişletici özelliği sebebiyle MS`te semptomların hafiflemesinde etkili olabiliyor.
Pycnogenol`ü kısa süredir deniyorum (sabah ve akşam öğünleriyle günde iki kez 2x50mg, toplam 200 mg). Enerji seviyemde artış hissediyorum. Denge, dolayısıyla yürüyüşümde de küçük ama gözlenebilir bir iyileşme var. Bunlar, bulduğum kaynaklarda MS'te gözlenen faydalarla örtüşüyor. Pycnogenol'ün iyi tolere edilen, yan etkisi olmayan bir madde olduğu söyleniyor.
http://newhope360.com/pycnogenol-barking-right-tree

Bilinen vitamin markalarında Pycnogenol bulunuyor.
Pycnogenol'ün MS'teki faydası üzerine bir araştırma için :
http://www.msrc.co.uk/index.cfm/fuseaction/show/pageid/801

Not : Pycnogenol'u denerseniz, 10-30 gün sonra farkettiğiniz değişiklikleri (pozitif, nötr, negatif) yorumlarda belirtirseniz çok sevinirim. Diğer ziyaretçiler için de faydası olur.

Pycnogenol deneyenlerin deneyimlerini paylaştığı bir forum : http://www.thisisms.com/forum/post177170.html?hilit=pycnogenol#p177170 

18 Ağustos 2011 Perşembe

LDN nasıl hazırlanır


LDN'den 23 haziran tarihli yazımda bahsetmiştim. Bağışıklık sistemini düzenleyerek MS'in gidişatını hafifletebilen, yan etkisi olmayan bir ilaç. Vücudun daha fazla endorfin salgılamasını sağlıyor. Bağışıklık sistemini baskılamadığı için diğer hastalıklardan korunmamıza engel oluşturmuyor.. LDN'nin işe yaradığı durumlar için :


Etken maddesi naltrexone olan ve aslında bağımlılık tedavisinde kullanılan bu ilaç, dozu düşürülerek kullanılınca birçok hastalıkta pozitif etki gösteriyor. Bunun için tedaviye "düşük doz naltrexone" (Low Dose Naltrexone) tedavisi deniyor.

LDN'nin MS hastaları tarafından yaygın bir şekilde kullanıldığı ülkelerde (Amerika, İngiltere vs.) ilacı tüketilebilecek formatta hazırlayan eczaneler bulunuyormuş. Belki Türkiye'de de bulunur yavaş yavaş. Kendi kendinize evde LDN hazırlamak çok kolay ve zahmetsiz. Size bu konuda çeviri bir doküman aktarmak istiyordum. Galiba kendi metodumu anlatırsam daha kestirme olacak.

Gerekenler

- 50mg naltrexone içeren haplardan oluşan ve normal dozu  bağımlılık tedavisi için kullanılan ilaç (Türkiye'de Ethylex - maalesef uzun süredir bulunmuyor - , Yunanistan ve Bulgaristan'da Nalorex, Almanya'da Dependex ... adıyla satılır.)
Son kullanma tarihine dikkat edin, çünkü bir kutu altı aydan fazla kullanılıyor.
- Bir adet şırınga (iğnesi kullanılmayacak, sadece alınan dozu ölçmek için kullanılıyor)
- Bir ölçü kabı
- İlacı buzdolabında saklamak için bir kap (kapaklı bir kavanoz olabilir)
Nasıl hazırlanıyor
- En önemli nokta : İlacı kesinlikle normal dozunda (50 mg) almayın. 4,5 mg'ın üzerinde naltrexone beklediğimiz etkiyi yaratmayacaktır.
- LDN gece uyku saatinde, özellikle 21:30'dan sonra alınmalı. Vücut endorfin üretiminin çoğunu saat 2:00 ile 4:00 arasında yaparmış. Biz en geç geceyarısı düşük doz naltrexone alarak vücudu daha fazla endorfin üretmeye sevk ediyoruz.
- Hazırlanan solüsyon buzdolabında saklanmalı ve kabın dibindeki 1/4'lik bölümü atılmalı. Her kullanımdan önce çalkalansa da dipte tortu birikiyor, yüksek doz almamak için bu gerekli...
- Saklama kabına 200 ml içme suyu doldurulur. 1 adet hapı ikiye kırıp, hapın tamamını suya atıyoruz. Biraz buzdolabında beklettikten sonra çalkalayınca ilaç kolayca çözünüyor. Solüsyon hazır. Mililitrede 0,25 mg naltrexone çözünmüş halde bulunuyor. Hesabımızı buna göre yapacağız. Dozu yavaş yavaş artıracağız.
- İlk hafta her gece 1,5 mg naltrexone almak gerektiği için ( 0,25 x 6ml = 1,5 ) 6 ml solüsyon şırıngayla çekilip biraz suya veya meyvesuyuna katılarak içilir.
- İkinci hafta her gece 2 mg naltrexone alınıyor. 8 ml solüsyona biraz daha su eklenip içilir.
- Üçüncü hafta 2,5 mg alınıyor. 10 ml solüsyonu az suyla karıştırıp içiyoruz.
- Dördüncü hafta 3 mg naltrexone alınıyor. Yani 12 ml solüsyon suyla karıştırılıp içiliyor. MS hastaları 3mg'da kalabilir. İsterseniz 2 hafta böyle devam edin; bir fark göremezseniz dozu artırabilirsiniz. Belki 4 ya da 4,5 mg size uyan dozdur. Ama daha yukarı çıkmayın.
- 6. hafta 14 ml (3,5 mg),
- 7.hafta 16 ml (4 mg) alınıyor.
- 8. hafta 18 ml - yani 4,5 mg naltrexone'a ulaşılır ve ara vermeksizin böyle devam edilir.

Umarım faydasını görürsünüz. Özellikle başka (bağışıklık sistemi baskılayıcı) bir MS ilacı kullanıyorsanız nöroloğunuzla LDN konusunu konuşmalısınız. LDN'nin etki mekanizması standart MS ilaçlarından farklıdır. Doktorunuza LDN konusunda biraz bilgi sahibi olarak ve biraz dokümanla gitmekte fayda var. Denemeye kesinlikle değer, kullanımı kolay bir ilaç. Nöroloğunuz LDN konusunda yeterli araştırma olmadığını söyleyerek sizi desteklemeyebilir. Fakat zaman aleyhimize işlerken, bize yararlı olma potansiyeli taşıyan çözümleri araştırma ve deneme hakkımız var. Hastalığı çeken biziz ve yakınlarımız.

Denemeyi düşünürseniz ertelemeyin. İlacı aile hekiminize, herhangi bir doktora (çünkü beyaz reçeteli), zorlanırsanız bir psikiyatra yazdırın. (doktorunuza pubmed'de LDN'nin bağışıklık sistemi hastalıkları üzerindeki başarısını gösteren araştırmalar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz.) 

Reçetenin üzerine ilacın bedelini sizin ödeyeceğinizi, herhangi bir hak iddiasında bulunmayacağınızı yazarsanız TEB (eczacılar birliği) ilacı kısa zamanda adresinize gönderiyor. Aşağıdaki bağlantıda İLAÇ BEDELİNİ KENDİLERİ ÖDEYECEK HASTALAR İÇİN başlığına bakın. Orada gereken belgeler var. TEB'e fakslamanız yeterli.

http://www.teb.org.tr/content/1/yurt-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1ndan-%C4%B0la%C3%A7-temini

Ertelemeyin. Honest Medicine (dürüst tıp, Julia Shopick) kitabında ilacın düşük dozda kullanıldığı zaman MS hastaları üzerindeki etkisini keşfeden Dr. Bihari'nin bir beyanını okudum. Dr. Bihari tedavinin başarı oranı sorulduğunda 'MS hastalarının %98-99'unda hastalığın ilerlemesini durdurduğunu' söylüyor. Denemeye kesinlikle değer.

http://www.lowdosenaltrexone.org/ldn_and_ms.htm

Sorunuz olursa memnuniyetle cevaplarım; adresim msalternatif@gmail.com .



Kaynaklar :

Honest Medicine    Julia Shopick
http://www.msrc.co.uk/index.cfm/fuseaction/show/pageid/1306
http://www.lowdosenaltrexone.org/ldn_trials.htm