Hastalığımızın ilerlemesi, kötü bir sürprizle ortaya çıkması zaman aldı. Yanlış beslenme, solunum ve cilt yoluyla maruz kaldığımız zararlı maddeler içinde bulunduğumuz durumun oluşmasında rol oynadı.
Beslenmemizi değiştirerek, temizlik yapıyoruz diye evimizi, çamaşırlarımızı zararlı kimyasallarla dezenfekte (!) etmekten kaçınarak maalesef bu süreci birden tersine döndüremeyiz. Bu konular üzerinde durmamın sebebi daha çok çocuklarımız. Onları bizim etkilendiğimiz bazı çevresel faktörlerden elimizden geldiği kadar uzak tutmaya çalışabiliriz. Kendimiz için, bundan sonra uğrayacağımız zararı azaltmayı, diğer majör hastalıklardan korunmayı umabiliriz.
Buğday derneğinin sayfasında, temizlik maddeleriyle kendimizi zehirlemememiz için güzel önerilerde bulunmuşlar. Temizlik kokusu sandığımız şeyi içimize çektiğimizde birçok zararlı kimyasalı da solumuş oluyoruz.
http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=115
Yasal Uyarı
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bilgi ve referanslar hiçbir surette doktor tavsiyesi yerine geçmez. Tüm sağlık problemlerinde mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Doktora başvurmadan kesinlikle ilaç veya başka tedavi yöntemleri kullanılmamalıdır.
Kaynak gösterilerek paylaşılan ve verilen bağlantılar (link'ler) ile ulaşılan bilgilerden kaynak sahibi sorumludur.
Sitede yer alan bilgilerin Multipl Skleroz ve diğer hastalıklar konusunda genel kabul gören tıp literatürüne uygun olduğuna dair bir iddiam yok. Bir MS hastası olarak denediğim, kısmen fayda gördüğümü düşündüğüm yardımcı tedavilerle ilgili bilgi paylaşıyorum. Dolayısıyla, her hasta benim gibi kendi sağlığı için yaptığı seçim ve uygulamalardan sorumludur.
Bu sitede yayınlanan bilgi ve referanslar hiçbir surette doktor tavsiyesi yerine geçmez. Tüm sağlık problemlerinde mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Doktora başvurmadan kesinlikle ilaç veya başka tedavi yöntemleri kullanılmamalıdır.
Kaynak gösterilerek paylaşılan ve verilen bağlantılar (link'ler) ile ulaşılan bilgilerden kaynak sahibi sorumludur.
Sitede yer alan bilgilerin Multipl Skleroz ve diğer hastalıklar konusunda genel kabul gören tıp literatürüne uygun olduğuna dair bir iddiam yok. Bir MS hastası olarak denediğim, kısmen fayda gördüğümü düşündüğüm yardımcı tedavilerle ilgili bilgi paylaşıyorum. Dolayısıyla, her hasta benim gibi kendi sağlığı için yaptığı seçim ve uygulamalardan sorumludur.
29 Kasım 2011 Salı
16 Kasım 2011 Çarşamba
Organik Pazarları Es Geçmeyin
Ankara'nın ikinci organik pazarının Ümitköy'de açılması vesilesiyle yazıyorum.
MS'in sebebi bilinmiyor. Genetik yatkınlık, virüsler, damar yetmezliği, aşılar, çevresel faktörlerle ilgili teoriler sıralanıyor. MS'e sebep olan, atakları tetikleyen faktörler hastadan hastaya değişiyor olabilir. Gözardı edemeyeceğimiz bir gerçek hastalığın tarihinin sanayileşmeyle, modern yaşama geçişle başlaması. Hastalığın ülkelere göre dağılımı, hastalığın az görüldüğü ülkelerden hastalığın sık görüldüğü ülkelere göç eden farklı etnisiteden insanlarda MS görülme sıklığının göç edilen ülkede MS görülme sıklığına yaklaşması çevresel faktörlerin ağırlığını vurguluyor. Yani güneşten yararlanma (vücudun D vitamini sentezlemesi buna bağlı) süresiyle beraber çevresel kirlilik, beslenme biçimi...
Yediğimiz sebze-meyveler hormonlar, tarım ilaçları, kirlenen su kaynakları sebebiyle sağlığımıza tehdit oluşturuyor. Pazar alışverişimizi mümkünse organik pazarlardan yaparak bu tehdidi bir nebze savuşturabiliriz. Organik pazarlarda satılan ürünler hiçbir aşamada kimyasal müdahaleye maruz kalmıyor, denetleniyor ve sertifikalandırılıyor.
Ankara 'daki organik pazarlar
(pazar günleri)
Ayrancı : Aşağı Ayrancı'da, eski sosyete pazarının yerinde
Ümitköy : Ahmet Taner Kışlalı Mah. 2894-2898 Sokak arası Çayyolu
İstanbul'daki organik pazarlar
Kadıköy Belediyesi Organik Halk Pazarı : Çarşamba - Selamiçeşme Özgürlük Parkı
Maltepe Belediyesi Organik Halk Pazarı : Pazar - Altayçeşme Belediye Hizmet Alanı
Zeytinburnu Organik Halk Pazarı : Cumartesi - Topkapı'da Merkezefendi Camii yanı
Şişli %100 Ekolojik Pazar : Cumartesi - Şişli Feriköy
Bakırköy %100 Ekolojik Pazar : Cuma - Airport Outlet Center Otoparkı
Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazar : Cumartesi - Beylikdüzü
Kartal %100 Ekolojik Pazar : Pazar - Kartal tren istasyonu yakını
Maltepe Belediyesi Organik Halk Pazarı : Pazar - Altayçeşme Belediye Hizmet Alanı
Zeytinburnu Organik Halk Pazarı : Cumartesi - Topkapı'da Merkezefendi Camii yanı
Şişli %100 Ekolojik Pazar : Cumartesi - Şişli Feriköy
Bakırköy %100 Ekolojik Pazar : Cuma - Airport Outlet Center Otoparkı
Beylikdüzü %100 Ekolojik Pazar : Cumartesi - Beylikdüzü
Kartal %100 Ekolojik Pazar : Pazar - Kartal tren istasyonu yakını
İzmir
Cuma - Bostanlı pazaryeri
Cuma - Bostanlı pazaryeri
Samsun'da, Konya - Meram'da, Antalya'da organik pazarlar olduğunu okudum. Organik pazar sayısı artıyor, bulunduğunuz ilde var mı araştırın. Bazı büyük marketlerde de organik ürün standları oluyor. Ayrıca ekolojik ürünler satan dükkanlar da çoğalıyor. Bu dükkanlar bazı günler sebze, meyve, hatta organik tavuk eti bile getiriyorlar.
Mümkün olduğunca sertifikalı ekolojik gıdaları tüketelim.
Ayrıntılı bilgi için:
8 Ekim 2011 Cumartesi
Pycnogenol
Pycnogenol bir süper antioksidan. Güney Fransa'da yetişen bir çam ağacı türünün kabuğundan elde ediliyor.
Birçok enflamatuar ve nörodejeneratif hastalıkta serbest radikallerin (reaktif oksijen moleküllerinin) rolü giderek daha cok vurgulanıyor. Pycnogenol, muhtemelen oksidatif stresi azaltarak (vücuttaki antioksidan-serbest radikal dengesini kurmaya yardım ederek) ve damar yapısına faydalı, damar genişletici özelliği sebebiyle MS`te semptomların hafiflemesinde etkili olabiliyor.
Pycnogenol`ü kısa süredir deniyorum (sabah ve akşam öğünleriyle günde iki kez 2x50mg, toplam 200 mg). Enerji seviyemde artış hissediyorum. Denge, dolayısıyla yürüyüşümde de küçük ama gözlenebilir bir iyileşme var. Bunlar, bulduğum kaynaklarda MS'te gözlenen faydalarla örtüşüyor. Pycnogenol'ün iyi tolere edilen, yan etkisi olmayan bir madde olduğu söyleniyor.
http://newhope360.com/pycnogenol-barking-right-tree
Bilinen vitamin markalarında Pycnogenol bulunuyor.
Bilinen vitamin markalarında Pycnogenol bulunuyor.
Pycnogenol'ün MS'teki faydası üzerine bir araştırma için :
http://www.msrc.co.uk/index.cfm/fuseaction/show/pageid/801
Not : Pycnogenol'u denerseniz, 10-30 gün sonra farkettiğiniz değişiklikleri (pozitif, nötr, negatif) yorumlarda belirtirseniz çok sevinirim. Diğer ziyaretçiler için de faydası olur.
Pycnogenol deneyenlerin deneyimlerini paylaştığı bir forum : http://www.thisisms.com/forum/post177170.html?hilit=pycnogenol#p177170
Not : Pycnogenol'u denerseniz, 10-30 gün sonra farkettiğiniz değişiklikleri (pozitif, nötr, negatif) yorumlarda belirtirseniz çok sevinirim. Diğer ziyaretçiler için de faydası olur.
Pycnogenol deneyenlerin deneyimlerini paylaştığı bir forum : http://www.thisisms.com/forum/post177170.html?hilit=pycnogenol#p177170
18 Ağustos 2011 Perşembe
LDN nasıl hazırlanır
LDN'den 23 haziran tarihli yazımda bahsetmiştim. Bağışıklık sistemini düzenleyerek MS'in gidişatını hafifletebilen, yan etkisi olmayan bir ilaç. Vücudun daha fazla endorfin salgılamasını sağlıyor. Bağışıklık sistemini baskılamadığı için diğer hastalıklardan korunmamıza engel oluşturmuyor.. LDN'nin işe yaradığı durumlar için :
Etken maddesi naltrexone olan ve aslında bağımlılık tedavisinde kullanılan bu ilaç, dozu düşürülerek kullanılınca birçok hastalıkta pozitif etki gösteriyor. Bunun için tedaviye "düşük doz naltrexone" (Low Dose Naltrexone) tedavisi deniyor.
LDN'nin MS hastaları tarafından yaygın bir şekilde kullanıldığı ülkelerde (Amerika, İngiltere vs.) ilacı tüketilebilecek formatta hazırlayan eczaneler bulunuyormuş. Belki Türkiye'de de bulunur yavaş yavaş. Kendi kendinize evde LDN hazırlamak çok kolay ve zahmetsiz. Size bu konuda çeviri bir doküman aktarmak istiyordum. Galiba kendi metodumu anlatırsam daha kestirme olacak.
Gerekenler
- 50mg naltrexone içeren haplardan oluşan ve normal dozu bağımlılık tedavisi için kullanılan ilaç (Türkiye'de Ethylex - maalesef uzun süredir bulunmuyor - , Yunanistan ve Bulgaristan'da Nalorex, Almanya'da Dependex ... adıyla satılır.)
Son kullanma tarihine dikkat edin, çünkü bir kutu altı aydan fazla kullanılıyor.
- Bir adet şırınga (iğnesi kullanılmayacak, sadece alınan dozu ölçmek için kullanılıyor)
Son kullanma tarihine dikkat edin, çünkü bir kutu altı aydan fazla kullanılıyor.
- Bir adet şırınga (iğnesi kullanılmayacak, sadece alınan dozu ölçmek için kullanılıyor)
- Bir ölçü kabı
- İlacı buzdolabında saklamak için bir kap (kapaklı bir kavanoz olabilir)
Nasıl hazırlanıyor
- En önemli nokta : İlacı kesinlikle normal dozunda (50 mg) almayın. 4,5 mg'ın üzerinde naltrexone beklediğimiz etkiyi yaratmayacaktır.
- LDN gece uyku saatinde, özellikle 21:30'dan sonra alınmalı. Vücut endorfin üretiminin çoğunu saat 2:00 ile 4:00 arasında yaparmış. Biz en geç geceyarısı düşük doz naltrexone alarak vücudu daha fazla endorfin üretmeye sevk ediyoruz.
- Hazırlanan solüsyon buzdolabında saklanmalı ve kabın dibindeki 1/4'lik bölümü atılmalı. Her kullanımdan önce çalkalansa da dipte tortu birikiyor, yüksek doz almamak için bu gerekli...
- Saklama kabına 200 ml içme suyu doldurulur. 1 adet hapı ikiye kırıp, hapın tamamını suya atıyoruz. Biraz buzdolabında beklettikten sonra çalkalayınca ilaç kolayca çözünüyor. Solüsyon hazır. Mililitrede 0,25 mg naltrexone çözünmüş halde bulunuyor. Hesabımızı buna göre yapacağız. Dozu yavaş yavaş artıracağız.
- İlk hafta her gece 1,5 mg naltrexone almak gerektiği için ( 0,25 x 6ml = 1,5 ) 6 ml solüsyon şırıngayla çekilip biraz suya veya meyvesuyuna katılarak içilir.
- İkinci hafta her gece 2 mg naltrexone alınıyor. 8 ml solüsyona biraz daha su eklenip içilir.
- Üçüncü hafta 2,5 mg alınıyor. 10 ml solüsyonu az suyla karıştırıp içiyoruz.
- Dördüncü hafta 3 mg naltrexone alınıyor. Yani 12 ml solüsyon suyla karıştırılıp içiliyor. MS hastaları 3mg'da kalabilir. İsterseniz 2 hafta böyle devam edin; bir fark göremezseniz dozu artırabilirsiniz. Belki 4 ya da 4,5 mg size uyan dozdur. Ama daha yukarı çıkmayın.
- 6. hafta 14 ml (3,5 mg),
- 7.hafta 16 ml (4 mg) alınıyor.
- 8. hafta 18 ml - yani 4,5 mg naltrexone'a ulaşılır ve ara vermeksizin böyle devam edilir.
Umarım faydasını görürsünüz. Özellikle başka (bağışıklık sistemi baskılayıcı) bir MS ilacı kullanıyorsanız nöroloğunuzla LDN konusunu konuşmalısınız. LDN'nin etki mekanizması standart MS ilaçlarından farklıdır. Doktorunuza LDN konusunda biraz bilgi sahibi olarak ve biraz dokümanla gitmekte fayda var. Denemeye kesinlikle değer, kullanımı kolay bir ilaç. Nöroloğunuz LDN konusunda yeterli araştırma olmadığını söyleyerek sizi desteklemeyebilir. Fakat zaman aleyhimize işlerken, bize yararlı olma potansiyeli taşıyan çözümleri araştırma ve deneme hakkımız var. Hastalığı çeken biziz ve yakınlarımız.
Denemeyi düşünürseniz ertelemeyin. İlacı aile hekiminize, herhangi bir doktora (çünkü beyaz reçeteli), zorlanırsanız bir psikiyatra yazdırın. (doktorunuza pubmed'de LDN'nin bağışıklık sistemi hastalıkları üzerindeki başarısını gösteren araştırmalar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz.)
Reçetenin üzerine ilacın bedelini sizin ödeyeceğinizi, herhangi bir hak iddiasında bulunmayacağınızı yazarsanız TEB (eczacılar birliği) ilacı kısa zamanda adresinize gönderiyor. Aşağıdaki bağlantıda İLAÇ BEDELİNİ KENDİLERİ ÖDEYECEK HASTALAR İÇİN başlığına bakın. Orada gereken belgeler var. TEB'e fakslamanız yeterli.
http://www.teb.org.tr/content/1/yurt-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1ndan-%C4%B0la%C3%A7-temini
Ertelemeyin. Honest Medicine (dürüst tıp, Julia Shopick) kitabında ilacın düşük dozda kullanıldığı zaman MS hastaları üzerindeki etkisini keşfeden Dr. Bihari'nin bir beyanını okudum. Dr. Bihari tedavinin başarı oranı sorulduğunda 'MS hastalarının %98-99'unda hastalığın ilerlemesini durdurduğunu' söylüyor. Denemeye kesinlikle değer.
http://www.lowdosenaltrexone.org/ldn_and_ms.htm
Denemeyi düşünürseniz ertelemeyin. İlacı aile hekiminize, herhangi bir doktora (çünkü beyaz reçeteli), zorlanırsanız bir psikiyatra yazdırın. (doktorunuza pubmed'de LDN'nin bağışıklık sistemi hastalıkları üzerindeki başarısını gösteren araştırmalar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz.)
Reçetenin üzerine ilacın bedelini sizin ödeyeceğinizi, herhangi bir hak iddiasında bulunmayacağınızı yazarsanız TEB (eczacılar birliği) ilacı kısa zamanda adresinize gönderiyor. Aşağıdaki bağlantıda İLAÇ BEDELİNİ KENDİLERİ ÖDEYECEK HASTALAR İÇİN başlığına bakın. Orada gereken belgeler var. TEB'e fakslamanız yeterli.
http://www.teb.org.tr/content/1/yurt-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1ndan-%C4%B0la%C3%A7-temini
Ertelemeyin. Honest Medicine (dürüst tıp, Julia Shopick) kitabında ilacın düşük dozda kullanıldığı zaman MS hastaları üzerindeki etkisini keşfeden Dr. Bihari'nin bir beyanını okudum. Dr. Bihari tedavinin başarı oranı sorulduğunda 'MS hastalarının %98-99'unda hastalığın ilerlemesini durdurduğunu' söylüyor. Denemeye kesinlikle değer.
http://www.lowdosenaltrexone.org/ldn_and_ms.htm
Sorunuz olursa memnuniyetle cevaplarım; adresim msalternatif@gmail.com .
Kaynaklar :
Honest Medicine Julia Shopick
http://www.msrc.co.uk/index.cfm/fuseaction/show/pageid/1306
http://www.lowdosenaltrexone.org/ldn_trials.htm
Kaynaklar :
Honest Medicine Julia Shopick
http://www.msrc.co.uk/index.cfm/fuseaction/show/pageid/1306
http://www.lowdosenaltrexone.org/ldn_trials.htm
28 Temmuz 2011 Perşembe
Vitaminler vs. ve Yardımcı Yöntemler
Merhaba, blog'u kalabalıklaştırıp önemli konuları arka planda bırakmak istemiyorum. Bizim için halihazırda en etkili alternatif/yardımcı tedavi seçenekleri düzenli olarak LDN kullanmak, HBOT (Hiperbarik Oksijen tedavisi) ve su orucu.
Hastalığa şöyle bir kombo saldırı yapabiliriz : önce illa ki LDN, vakit kaybetmeden HBOT ve kendinizi zorlamadan, zaman zaman su orucu. Engellilik düzeyi arttıkça herhangi bir tedaviden cevap alma şansı düşüyor. Genç hastalar hastalığın ilerlemesini beklememeli.
Besin Destekleri
MS'te hastalığın seyrini hafiflettiği söylenen çeşitli vitaminler, mineraller, baharatlar, besinler var. Hakkında bilgi sahibi olduğum, bence önemli birkaçını sıralamak istiyorum :
- D vitamini : bizim için çok önemli. Ekvatordan uzaklaştıkça MS görülme sıklığının artması, MS'in en çok az güneş gören kuzey ülkelerinde görülmesi bu vitaminin önemini anlatıyor. Modern yaşam bizi ev ve ofislere, hep iç mekanlara sıkıştırmış durumda. Çoğu MS'lide D vitamini eksikliği var. Laboratuarda 25-OH vitamin D testiyle kanınızdaki D vitamini düzeyini ölçtürebilirsiniz. Kullanmanız gereken D vitamini, hayvansal kaynaklı (cholecarciferol) D3 vitamini. Yurtdışından getirtme imkanınız varsa ( kendiniz ısmarlamayın, artık gümrüğe takılıyor maalesef) sıvı veya kapsül olarak temin edip, D vit. seviyenize göre kullanabilirsiniz. Eczanelerde bebekler için satılan sıvı Dvit 3 de var. Çorbalara, meyvesuyuna katarak kullanılabilir.
- B12 : güçlü bir kan-beyin duvarı (blood brain barrier) için gerekli bir vitamin. Bu duvarı normalde geçmemesi gereken T lenfositlerin sinir kılıflarına saldırısı söz konusu bizim durumumuzda. Özellikle vejetaryen/vegan iseniz kanınızdaki B12 düzeyini ölçtürmekte, düşükse yükseltmekte fayda var. B12 sadece hayvansal gıdalarda ve yosunlarda bulunuyor. Yosun hapı almak pek cazip değil. Klorella ve spirulina hapları çok fazla demir içeriyor.
Kuzu eti, yumurta, organik tavuk B12 almak için tüketebileceğimiz gıdalar.
http://www.howweheal.com/vitaminb12.htm
http://www.howweheal.com/vitaminb12.htm
- Balık yağı : doğal bir antienflamatuar. Günlük olarak alınabilir. Balık yerken beslenme zincirinin üstünde yeralan, bu sebeple vücutlarında daha çok ağır metal biriktirmiş olan balıklardan ve midye gibi suyu süzerek beslenen canlılardan uzak durmalıyız. Balıkyağı hapı kullanırsanız, günde 1 - 4 gr alınabilir. Fakat cod liver oil gibi balık karaciğerinden elde edilen yağlardan toksisite yüzünden uzak durulmalı. Güvenilir markaların iyi filtre edilmiş yağları kullanılmalı.
- ALA (alpha lipoic acid) güçlü bir antioksidan. MS'te etkinliğiyle ilgili çalışmalar yapılıyor.
- Pycnogenol : bu da güçlü bir antioksidan. MS'te ve birçok hastalıkta serbest radikallerin rolü olduğu için antioksidan desteği almak iyi bir fikir. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20120717
- Pycnogenol : bu da güçlü bir antioksidan. MS'te ve birçok hastalıkta serbest radikallerin rolü olduğu için antioksidan desteği almak iyi bir fikir. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20120717
- Zerdeçal, semizotu, sarımsak, ginseng
- Magnezyum, çinko
- Magnezyum, çinko
- Kara üzüm (kurusu tüketilecekse çekirdekli üzüm tercih edilmeli), yabanmersini (billberry), blueberry (Amerika kökenli bir yemiş, bizim organik pazarlarda da bulunuyor artık) kan-beyin bariyerini güçlendirdiği söylenen meyveler
- sandığımızın aksine kolesterolümüzün çok düşük olması iyi değil. Bu, damarları zayıflatabilecek bir faktör. Doymamış yağlardan yeterince tüketmeliyiz. Balıkyağı, tuzsuz kuruyemişlerin yağları (ceviz, fındık, kabakçekirdeği, ayçekirdeği vs.) faydalı yağlar.
- Ayrıca, multivitaminler ve kan ilaçlarıyla gereksiz demir yüklenmekten kaçınmalıyız. Fazla demir beyin için zararlı. Ağır Metaller başlıklı yazımda daha detaylı bilgi var.
Yardımcı Yöntemler
Bizi rahatlatacak, stresten kurtulmamızı sağlayacak yöntemler ... İlk aklıma gelen yoga... Kas ve sinir fonksiyonlarının güçlenmesi yoganın bir yararı, diğeri sinirleri yatıştırma, insanı rahatlatma özelliği. Rekabet, kendini zorlama ve başkalarıyla kıyaslama yoga felsefesinde yok. Yapabildiğimiz kadar... Tercihen MS'i bilen, MS'li hastalarla çalışmış iyi bir hocadan ders almalısınız. O gerektiğinde hareketleri sizin hareket kabiliyetinize göre basitleştirir ya da sizin için zor olmayan duruşları seçer. Yoga yapmış olanlar ve kendini bu yeni duruma adapte etmek isteyenler de MS hastalarına yönelik hazırlanmış yoga DVD'lerinden yararlanabilir. Size uygun hareketlerden oluşan kısa seanslar yapabilirsiniz evde. Yoga yaparken zihin dinlenir.
Tai Chi de rahatlatıcı hareket dizilerinden oluşan farklı bir sistem. Ayakta çok yorulmuyorsanız deneyebilirsiniz. Bunun için de iyi bir hoca bulmalı.
Hangi egzersizi yaparsak yapalım önemli olan kendimizi yormamak, hırpalamamak. Egzersiz yaparken vücut ısımızı fazla yükseltmemeye ve yeterli su tüketmeye de dikkat etmeliyiz.
Meditasyon, doğada vakit geçirmek, yüzmek , zihnimizi MS'ten, problemlerden uzaklaştıracak rahatlatıcı uğraşlar da listemizde yeralabilir.
Refleksoloji ve masajın da faydasını görebilirsiniz. Masajın da çok ısıtıcı olmamasına dikkat etmek gerekiyor.
Başka yöntem ve tamamlayıcı besinlerden haberdar oldukça bu sayfayı güncellerim.
9 Temmuz 2011 Cumartesi
HBOT - Hiperbarik Oksijen Terapisi
Önemli not : Hiperbarik Oksijen Terapisi kesinlikle ozon tedavisi değildir ve girişimsel bir tedavi değildir. Hiperbarik Oksijen Tedavisi 1,5 veya 2,5 atmosfer basınç altında (özel basınç odasında) maskeyle saf oksijen solumaktır ve 80'li yıllardan beri (otuz yıldan fazladır) MS'te uygulanan bir tedavi yöntemidir. Ozon terapisi hakkında bir bilgim yok. HBOT ile ilgilenirseniz bulunduğunuz ilde Hiperbarik Oksijen Merkezi bulunup bulunmadığını araştırın.
Hiperbarik oksijen terapisinin MS tedavisinde kullanılması 70'lerin sonlarında Dr. Richard A. Neubauer tarafından gündeme getirildi. Neubauer, hiperbarik oksijen terapisinin MS için tam bir tedavi sağlamadığının farkındaydı; fakat HBOT MS hastalarına belirtiler açısından rahatlama getirebiliyor ve hastalığın ilerleme hızını düşürüp bir kısım hastada ilerlemeyi durdurabiliyordu. HBO terapisinin pozitif etkilerini Dr.Neubauer sayesinde öğrenen ve kendisi de MS hastalarını HBOT ile tedavi etmeye başlayan Dr.Maxfield, MS'li hastalarla yıllar içerisinde edindiği tecrübeyi özetlerken başarı (sonuç alan hasta) oranını %80'den yüksek olarak değerlendiriyor. Mesane kontrolü, güç ve hareket kabiliyetinde artış ağırlıklı olarak tedavide alınan pozitif sonuçlar. http://www.jpands.org/vol10no4/maxfield.pdf
HBO tedavisi normal atmosferik basıncın (deniz seviyesinde 1 atm) üstünde bir basınç altında çok yoğun oksijen solumaktan ibarettir. Deniz seviyesinde, atmosferdeki oksijen oranı %21. HBO tedavisi sırasında basınç ve soluduğumuz yoğun oksijen sayesinde kanda taşınan oksijen miktarı artar; normalde kan dolaşımıyla oksijenin ulaşamadığı bölgelere bile oksijen ulaşır (lenf, plazma vs. aracılığıyla). Böylece organlar, dokular bol oksijene kavuşur. MS'te daha fazla sinir hücresi kaybının önüne geçilebilir ve hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Tabii tek bir kürle yetinmeyip tedaviyi periyodik olarak tekrarlamak çok önemli.
Tedavinin ilk seanslarında basınç dengelemede yaşanan güçlük sonucu kulak zarlarında rahatsızlık hissedilebilir. HBOT merkezinde basınç dengelemeyi öğreneceğiniz için ve düşük bir ek basınca (relatif 0,5 atm) maruz kalacağınız için bu ciddi bir sorun değil. Arada sırada su içerek, sakız çiğneyerek ve esneyerek de kulaklarınızı rahatlatabilirsiniz. Hoşuma giden bir yöntem başlangıçta basınç artarken goji berry yemek. Goji berry hem yutkunarak kulaklarınızı rahatlatmanızı sağlar, hem de antioksidandır. Doğal ürünler satan dükkanlarda bulabilirsiniz.
HBO terapisinin faydalı olduğu çok çeşitli hastalıklardan bazıları :
MS'te HBO tedavisine hastalığın erken aşamalarında veya düşük Kurtzke skoruyla (EDSS - engellilik düzeyini belirtir) başlayan hastalar daha fazla fayda görür. İlk kürün kaç seans olması gerektiğine dair yeterli araştırma yok. İlk kür 10 ya da 20 seans yapılabilir; sonrasında haftada bir kez veya yılda birkaç uzunca kürle tedavi desteklenmelidir. On-ondört yıl boyunca periyodik olarak HBOT'a devam eden (genellikle haftada bir seans tercih edilir) hastalar arasında yapılan bir araştırmaya göre :
(http://www.drcranton.com/hbo/HBO_MS_UK.htm)
HBO terapisi Avrupa'da birçok ülkede uzun zamandır MS tedavisinin etkili bir parçası olarak kabul ediliyor. İngiltere'de sadece MS hastalarına hizmet veren 60'ın üzerinde HBOT merkezi bulunuyor. Sigorta şirketleri MS'te HBOT masraflarını üstleniyor. Durum Avrupa'da böyleyken Amerika'da değil.
Türkiye'de de birçok farklı alanda HBOT yardımcı tedavi olarak başvurulan bir yöntemken, MS'te henüz değil. Bu konuda biz hastalara iş düşüyor : talepkar olmamız, nörologlara bu yardımcı tedaviyi denemek istediğimizi söylememiz ve sigorta sisteminde HBOT'un MS için kabul gören bir tedavi olması için uğraşmamız gerekiyor.
Hiperbarik oksijen terapisinin MS tedavisinde kullanılması 70'lerin sonlarında Dr. Richard A. Neubauer tarafından gündeme getirildi. Neubauer, hiperbarik oksijen terapisinin MS için tam bir tedavi sağlamadığının farkındaydı; fakat HBOT MS hastalarına belirtiler açısından rahatlama getirebiliyor ve hastalığın ilerleme hızını düşürüp bir kısım hastada ilerlemeyi durdurabiliyordu. HBO terapisinin pozitif etkilerini Dr.Neubauer sayesinde öğrenen ve kendisi de MS hastalarını HBOT ile tedavi etmeye başlayan Dr.Maxfield, MS'li hastalarla yıllar içerisinde edindiği tecrübeyi özetlerken başarı (sonuç alan hasta) oranını %80'den yüksek olarak değerlendiriyor. Mesane kontrolü, güç ve hareket kabiliyetinde artış ağırlıklı olarak tedavide alınan pozitif sonuçlar. http://www.jpands.org/vol10no4/maxfield.pdf
HBO tedavisi normal atmosferik basıncın (deniz seviyesinde 1 atm) üstünde bir basınç altında çok yoğun oksijen solumaktan ibarettir. Deniz seviyesinde, atmosferdeki oksijen oranı %21. HBO tedavisi sırasında basınç ve soluduğumuz yoğun oksijen sayesinde kanda taşınan oksijen miktarı artar; normalde kan dolaşımıyla oksijenin ulaşamadığı bölgelere bile oksijen ulaşır (lenf, plazma vs. aracılığıyla). Böylece organlar, dokular bol oksijene kavuşur. MS'te daha fazla sinir hücresi kaybının önüne geçilebilir ve hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Tabii tek bir kürle yetinmeyip tedaviyi periyodik olarak tekrarlamak çok önemli.
MS hastaları için önemli diğer nokta, 2 atm mutlak basıncın üzerinde tedavi görmemek. İdeal olan 0,5 atm relatif (yani 1,5 atm mutlak) basınç altında tedavi görmek. Eğer başvurduğunuz HBOT merkezi daha önce MS'li hasta tedavi etmemişse, merkezin doktoruyla durumunuzu görüşüp, diğer nöroloji hastaları ve otizm hastası çocuklar gibi 1,5 atm'de tedavi görmek istediğinizi mutlaka söyleyin. Bunu söylemekle beraber, HBOT ile gördüğüm faydayı 2,5 atm basınç altında birkaç seanstan sonra gördüğümü de aktarmalıyım.
Dikkat edilecek bir konu daha var : tedaviden önce mutlaka birşeyler yemiş olmak. HBO tedavisi sırasında glukoz metabolizmasında oluşan değişim hipoglisemiye sebep olabilir. Tedavi sırasında kan şekerimizin düşmemesi için tedbir almalıyız. İnsülin tedavisi görenler hipoglisemi konusunda daha fazla risk altındalar.
Dikkat edilecek bir konu daha var : tedaviden önce mutlaka birşeyler yemiş olmak. HBO tedavisi sırasında glukoz metabolizmasında oluşan değişim hipoglisemiye sebep olabilir. Tedavi sırasında kan şekerimizin düşmemesi için tedbir almalıyız. İnsülin tedavisi görenler hipoglisemi konusunda daha fazla risk altındalar.
Tedavinin ilk seanslarında basınç dengelemede yaşanan güçlük sonucu kulak zarlarında rahatsızlık hissedilebilir. HBOT merkezinde basınç dengelemeyi öğreneceğiniz için ve düşük bir ek basınca (relatif 0,5 atm) maruz kalacağınız için bu ciddi bir sorun değil. Arada sırada su içerek, sakız çiğneyerek ve esneyerek de kulaklarınızı rahatlatabilirsiniz. Hoşuma giden bir yöntem başlangıçta basınç artarken goji berry yemek. Goji berry hem yutkunarak kulaklarınızı rahatlatmanızı sağlar, hem de antioksidandır. Doğal ürünler satan dükkanlarda bulabilirsiniz.
HBO terapisinin faydalı olduğu çok çeşitli hastalıklardan bazıları :
Otizm, diyabet, fibromiyalji, MS, lyme, HIV/AIDS, migren, romatoid artrit, lupus, spor yaralanmaları, kırıklar ve zor iyileşen yaralar, felç, kronik yorgunluk sendromu, bazı kalp hastalıkları, akut ve kronik kansızlık, Crohn hastalığı, kolit ve gastrointestinal sistemin ülserleri, gazlı kangren, vurgun (dekompresyon hastalığı), gaz zehirlenmesi.. http://drcranton.com/hbo/conditions_treated.htm
MS'te HBO tedavisine hastalığın erken aşamalarında veya düşük Kurtzke skoruyla (EDSS - engellilik düzeyini belirtir) başlayan hastalar daha fazla fayda görür. İlk kürün kaç seans olması gerektiğine dair yeterli araştırma yok. İlk kür 10 ya da 20 seans yapılabilir; sonrasında haftada bir kez veya yılda birkaç uzunca kürle tedavi desteklenmelidir. On-ondört yıl boyunca periyodik olarak HBOT'a devam eden (genellikle haftada bir seans tercih edilir) hastalar arasında yapılan bir araştırmaya göre :
(http://www.drcranton.com/hbo/HBO_MS_UK.htm)
| DURUM | RRMS - Ataklı tip | SPMS - Kronik sekonder (ikincil) ilerleyen tip | |
| Hasta sayısı | 112 | 259 | |
| İyileşme gören | 14 = 13% | 12 = 5% | |
| Değişmeyen - stabilize olan | 23 = 21% | 31 = 12% | |
| Toplam olarak kötüleşme yaşamayan | 37 = 33% | 43 = 17% | |
| Ortalama tedavi sayısı | 338 | 257 |
HBO terapisi Avrupa'da birçok ülkede uzun zamandır MS tedavisinin etkili bir parçası olarak kabul ediliyor. İngiltere'de sadece MS hastalarına hizmet veren 60'ın üzerinde HBOT merkezi bulunuyor. Sigorta şirketleri MS'te HBOT masraflarını üstleniyor. Durum Avrupa'da böyleyken Amerika'da değil.
Türkiye'de de birçok farklı alanda HBOT yardımcı tedavi olarak başvurulan bir yöntemken, MS'te henüz değil. Bu konuda biz hastalara iş düşüyor : talepkar olmamız, nörologlara bu yardımcı tedaviyi denemek istediğimizi söylememiz ve sigorta sisteminde HBOT'un MS için kabul gören bir tedavi olması için uğraşmamız gerekiyor.
HBOT denemeye değer, MS'e tam bir çare olmamakla beraber hastalığın ilerlemesini yavaşlatma, hatta durdurma potansiyeli taşıdığı için çok önemli bir tedavi yöntemi. Diğer tedavilerin yanısıra yararlanabilirsiniz.
Ankara'daki HBOT merkezleri :
Fora http://www.ankarahiperbarik.com.tr/ (0 312) 285 58 75
Hiper - B http://hiper-b.com.tr/iletisim.html (0312) 495 85 78
Hiper - B http://hiper-b.com.tr/iletisim.html (0312) 495 85 78
Ankara-Çubuk'ta, Numune Hastanesi Sualtı Hekimliği yönetiminde bir merkez daha var. Maalesef burada, otizm ve MS gibi SGK'nın HBOT'tan fayda görülen hastalıklar listesinde yeralmayan hastalıklar tedavi edilmiyor.
30 Haziran 2011 Perşembe
Damar Daraltıcı ve Genişleticiler
CCSVI (kronik serebrospinal venöz yetmezlik) konusunu incelediniz mi? 5-6 yıl önce Dr.Zamboni tarafından MS'li insanların çoğunda, beyin ve omurilikteki kirli kanı kalbe taşıyan venlerde daralmalar görüldüğü bulundu. Bu damarlara yapılan balon anjiyoplasti sonucu MS belirtilerinde azalma gören hasta oranı %70. CCSVI'da damar yapısı bozuluyor; yoksa damarı daraltan yağ plakları değil.
CCSVI teşhisi almamış olsanız da, sözkonusu damarlarda az ya da çok daralma olduğunu varsaymanın ve damar sağlığınızı korumak için dikkatli olmanın zararı yok. Özellikle damar daraltıcı etkisi olan faktörlerden uzak durulmalı.
Ek (18 haziran 2013 ) : CCSVI anjiyoplastiden önce, damar sağlığınız için düzenli egzersiz yapmayı, kafeinle sigaradan uzak durmayı ve balıkyağı almayı öneriyorum. Anjiyoplasti ehil ellerde ve yeterli teknolojik imkanlarla yapıldığında pek risk taşımaz; yine de ... Damar sağlığı için egzersiz ve balıkyağı önerisi bir doğal sağlık uzmanından geldi.
Damar Daraltıcılar (vasoconstrictors)
Şimdi içsel ve dışsal damar daraltıcılara bakalım.
Dışsal Damar Daraltıcılar
http://en.wikipedia.org/wiki/Vasoconstrictor
İçsel Damar Daraltıcılar (bazı hormonlar)
Yararlanabileceğimiz Besin Tamamlayıcılar ve Yöntemler
* Güneşlenmek : sıcağa maruz kalmadan ölçülü bir şekilde güneşlenerek güneşin yaydığı kızılötesi ışınların damar açıcı etkisinden yararlanabiliriz. (güneşlenmek D vitamini sentezlememizi de sağlar)
* Pycnogenol : çok kuvvetli bir doğal antioksidan. Pycnogenol hakkında 8 ekim tarihli yazıya bakabilirsiniz.
* Alfa Lipoik Asit (ALA) : Güçlü bir antioksidan olması ve şelasyon sağlamasının (bkz. Ağır Metaller başlıklı yazı) yanısıra damar gevşetme özelliği de var. Yalnız, vücudunuzda ağır metal birikimi varsa ALA sakınımlı kullanılmalı; çünkü ALA'nın söktüğü ağır metaller tekrar dokulara yerleşebilir. En iyisi bu konuda deneyimli bir doktorla şelasyon yapmak.
Damar yetmezliği MS'in sebeplerinden mi, yoksa sonuçlarından mı zaman içinde açıklığa kavuşacak.
CCSVI teşhisi almamış olsanız da, sözkonusu damarlarda az ya da çok daralma olduğunu varsaymanın ve damar sağlığınızı korumak için dikkatli olmanın zararı yok. Özellikle damar daraltıcı etkisi olan faktörlerden uzak durulmalı.
Ek (18 haziran 2013 ) : CCSVI anjiyoplastiden önce, damar sağlığınız için düzenli egzersiz yapmayı, kafeinle sigaradan uzak durmayı ve balıkyağı almayı öneriyorum. Anjiyoplasti ehil ellerde ve yeterli teknolojik imkanlarla yapıldığında pek risk taşımaz; yine de ... Damar sağlığı için egzersiz ve balıkyağı önerisi bir doğal sağlık uzmanından geldi.
Wikipedia'daki "vasoconstriction" ve "vasodilation" başlıklarında epeyce bilgi var. Bu maddelerden yararlanarak aşağıdaki listeleri oluşturdum.
Damar Daraltıcılar (vasoconstrictors)
Kronik sereprospinal venöz yetmezlikte sebebi meçhul bir şekilde damar yapısı bozulur ve damarlar yer yer daralır. Bu durumda beyin ve omurilikten düzgün drenaj sağlanamaz, daralmanın hemen üstünde göllenmeler oluşur. Hatta bazı durumlarda reflü oluşur. Beyin, venler yoluyla kendisini terkeden kan ile atardamarlarla kendisine taşınan temiz kan miktarını dengelemek zorundadır. Bu yüzden venlerin bozulması, beyne az temiz kan taşınmasına da sebep olur.
Şimdi içsel ve dışsal damar daraltıcılara bakalım.
Dışsal Damar Daraltıcılar
* Kafein : Kahve içme alışkanlığından vazgeçmek iyi olur, kafein güçlü bir damar daraltıcı.
* Sigara : Bu konuda da zararlı...
* Uyarıcılar
* Antihistaminler : Alerji ilaçlarına dikkat!
* Aşırı soğuk : Soğuk, damar daraltıcı bir faktördür. Serin ortamda olmak bize iyi gelir, ama aşırı soğuktan uzak duralım.
* Dalış : 2 atmosferin üzerinde basınç bizim için zararlı.
* Üflemeli çalgı çalmak
Bazı ilaç ve maddeleri içeren daha geniş bir liste için : * Dalış : 2 atmosferin üzerinde basınç bizim için zararlı.
* Üflemeli çalgı çalmak
http://en.wikipedia.org/wiki/Vasoconstrictor
İçsel Damar Daraltıcılar (bazı hormonlar)
* kortizol (stres, öfkelenmek bize iyi gelmiyor)
* adrenalin
Damar Genişleticiler (vasodilators)
Damar Genişleticiler (vasodilators)
* Niacin (B3 - sadece nikotinik asit formunda) : hayvansal gıdalar, avokado, mantar, brokoli, havuç, baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, domates ve ceviz gibi yağlı tohumlar hep B3 vitamini bulunduran besinler. Çeşitli beslenirsek yeterli miktarda almış oluruz.
* Heparin
* Histamin
* Histamin
* Kas çalışması
* Kızılötesi ışınlar
* Kızılötesi ışınlar
* Pycnogenol, Alpha lipoic acid
* Nitrik Oksit : vücudun üretebildiği, birçok fonksiyonun yanında damar gevşetme özelliği olan bir madde. Fazla tuz alımı, vücutta üretilen nitrik oksitten faydalanma imkanını azaltır. Bunu artırmaya çalışmayalım. beslenmebulteni.com'da MS hastalarının NO üretiminin fazla olduğunu okudum. Bunu araştırmalıyım.
* Nitrik Oksit : vücudun üretebildiği, birçok fonksiyonun yanında damar gevşetme özelliği olan bir madde. Fazla tuz alımı, vücutta üretilen nitrik oksitten faydalanma imkanını azaltır. Bunu artırmaya çalışmayalım. beslenmebulteni.com'da MS hastalarının NO üretiminin fazla olduğunu okudum. Bunu araştırmalıyım.
Yararlanabileceğimiz Besin Tamamlayıcılar ve Yöntemler
* Güneşlenmek : sıcağa maruz kalmadan ölçülü bir şekilde güneşlenerek güneşin yaydığı kızılötesi ışınların damar açıcı etkisinden yararlanabiliriz. (güneşlenmek D vitamini sentezlememizi de sağlar)
* Pycnogenol : çok kuvvetli bir doğal antioksidan. Pycnogenol hakkında 8 ekim tarihli yazıya bakabilirsiniz.
* Alfa Lipoik Asit (ALA) : Güçlü bir antioksidan olması ve şelasyon sağlamasının (bkz. Ağır Metaller başlıklı yazı) yanısıra damar gevşetme özelliği de var. Yalnız, vücudunuzda ağır metal birikimi varsa ALA sakınımlı kullanılmalı; çünkü ALA'nın söktüğü ağır metaller tekrar dokulara yerleşebilir. En iyisi bu konuda deneyimli bir doktorla şelasyon yapmak.
* Gevşeme teknikleri ve hafif egzersiz : stresten uzak durmalıyız. Yoga, tai chi chuen, meditasyon gibi bizi gevşetecek yöntemleri deneyebiliriz. Gevşeme yöntemleri arasında doğada vakit geçirmek, yüzmek, hoşunuza giden aktivitelerle meşgul olmak sayılabilir.
* Kafein, sigara, tuz ve stres uzak durmamız gereken şeyler.
Şu uyarıyı da yapmalıyım : damarlar daralınca tansiyon yükselir ve damarların gevşemesi tansiyonu düşürür. Damar daraltıcı faktörlerden uzak durmak her durumda iyi; fakat düşük tansiyon sizin için tehlike arzediyorsa herhangi bir damar gevşetici kullanmadan önce doktorunuzla konuşmalısınız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)